Yazı Boyutu

a a a

Eyüpsultan Miras Gazetesinin ilk sayısı, Aralık ayında yayınlandı.

"Huzurda Diriliş" vurgusuyla çıkan gazetede, Vakıflarla büyüyen semt Eyüpsultan anlatılıyor.

Eyüpsultan, Ahmet Esat Arsebük'ün; “Kişi vakıf bir evde doğar, vakıf bir beşikte büyür, vakıf bir müesseden beslenir, vakıf bir evde ikamet eder, vakıf bir müessede çalışır, vakıf bir evde ölür, vakıf bir tabuta konur ve vakıf bir mezarlığa defnedilir" sözlerini hakkıyla yaşayan yerlerden biridir.

Eyüpsultan; Hz. Halid bin Zeyd’in kabrinin tespitinden bugüne tam bir vakıflar mekânı olmuş; burada doğmuş bir çocuk ilk adımlarını vakıf bir toprakta atmış, buraya defnedilen bir fani, vakıf bir toprakta ebedî istirahatine çekilmiştir.

İstanbul için Eyüpsultan semtinin yeri, ta fetih gününden beri ayrıdır.

Zira daha fetih müyesser olmadan evvel Akşemseddin Hazretleri’nin işaretiyle Ebu Eyyub el-Ensari Hazretleri’nin kabri tespit edilmiş ve buraya bir türbe yapılmıştı.

Fetihten sonra inşa ettirilen Eyüpsultan Camii ve medresesini de içine alan külliye ile burası hem saray hem de halk nezdinde dinî ve manevi bir mekân olarak önem kazandı.

Bursa taraflarından getirtilen bir kısım halkın burada iskânıyla bu önemli semt, gün geçtikçe yepyeni bir vecheye büründü.

Osmanlı’nın idaresindeki bütün topraklarda olduğu gibi, fetihten sonra sur dışında teşekkül etmiş ilk kasaba olan Eyüp’te de bu imar ve iskân faaliyetleri, vakıflar yoluyla teşvik ediliyordu.

Bilinmektedir ki Osmanlılarda ve onlardan önceki Müslüman devletlerde bir şehir, inşa edilen caminin ve müştemilatının etrafında oluşuyor, haneler ve sokaklar cami etrafında halka halka uzanıp gidiyordu.

OSMANLI’DA BÜTÜN SAHALARDA VAKIFLAR HİZMET VERMEKTEYDİ

Osmanlı’da, güvenlik ve adli hizmetlerin dışında neredeyse bütün sahalarda vakıflar hizmet vermekteydi. Her biri birer vakıf eseri olan camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, çeşmeler aynı zamanda şehrin fiziki yapısını da belirliyordu.

Nitekim fetih devrinin tarihçisi Tursun Bey de Eyüp’te cami, medrese, türbe ve hamamdan oluşan külliyenin etrafına halkın çok rağbet ettiğini, çevrede evler, köşkler yaptıklarını, pek çok kimsenin denizden veya karadan buraya gelerek ziyaretlerde bulunduğunu yazarak vakıf binalarının Eyüpsultan'ın inşasında ne şekilde rol oynadığına işaret eder.

Eyüpsultan, A. Esat Arsebük’ün Osmanlı’da vakıfların toplum hayatıyla nasıl iç içe olduğunu en güzel şekilde anlattığı: “Kişi vakıf bir evde doğar, vakıf bir beşikte büyür, vakıf bir müesseseden beslenir, vakıf bir evde ikamet eder, vakıf bir müessesede çalışır, vakıf bir evde ölür, vakıf bir tabuta konur ve vakıf bir mezarlığa defnedilir.” sözlerini hakkıyla yaşayan yerlerden biridir.

Her şeyden önce bu semtin göz bebeği Eyüpsultan Külliyesi, insan ve adalet odaklı bir idare anlayışına sahip Fatih Sultan Mehmet tarafından Allah rızası için, en ulvî dinî duygularla inşa ettirilmiştir. Bu külliyenin idamesi için de pek çok akar tayin edilmiştir.

Eyüpsultan türbesine vakfedilen birbirinden kıymetli levhalar, kandiller, örtüler vb. eşyayı da unutmamak lazım.

Bu külliye aynı zamanda Fatih’in, Hz. Halid adına vakfettiği kitaplarla İstanbul’un ilk vakıf kütüphanelerinden birine ev sahipliği yapmıştır. Söz kütüphanelere gelmişken, Eyüpsultan'da vakıf olarak kurulmuş kütüphaneler içinde Hüsrev Paşa, İsmihan Sultan, Mihrişah Sultan, Hacı Beşir Ağa, Hasan Hüsnü Paşa, Murad Buharî kütüphaneleri gibi mekânları da saymak gerekir.

Hâlâ Eyüp’ün meşhur tarihî binalarından Zal Mahmud Paşa Camii ve etrafındaki medreseler, Mahmud Paşa ve hanımı (Sultan II.Selim’in kızı) Şah Sultan’ın mallarının üçte birini sarf ederek yaptırdıkları bir vakıf eseridir.

Burada, en meşhurlarından sadece birkaç tanesinin ismini zikredebidiğimiz Eyüpsultan ilçesindeki vakıf eserler arasında camiler, mescitler, medreseler ve mekteplerden başka imaretler, çeşmeler, sebiller, namazgâhlar, mezarlıklar, kuş evleri velhâsıl akla gelebilecek her türlüsünü görmek mümkün.

Rahatlıkla söyleyebiliriz ki Eyüp, ta Hz. Halid bin Zeyd’in kabrinin tespitinden bugüne tam bir vakıflar mekânı olmuş; burada doğmuş bir çocuk ilk adımlarını vakıf bir toprakta atmış, buraya defnedilen bir fani, vakıf bir toprakta ebedî istirahatine çekilmiştir.

Eyüpsultan ilçesindeki vakıf eserler arasında camiler, mescitler, medreseler ve mekteplerden başka imaretler, çeşmeler, sebiller, namazgâhlar, mezarlıklar, kuş evleri velhâsıl akla gelebilecek her türlüsünü görmek mümkün.