Yazı Boyutu

a a a

Sultan Camii Yâvedûd, Abdül-Vedûd Camii veya Hatice Sultan Camii dahi denir. Yâ-Vedûd Caddesi üzerinde ve yeni yapılan Haliç Köprüsü'nün sağ tarafındadır. Köprü yapılmadan evvel karşısında Yâvedûd Karakol binası bulunuyordu.

Evliya Çelebi, Seyehatnamesinde Yâ-Vedûd Sultan'ın menkibelerini şu satırlarla dile getiriyor: "Fâtih Sultan Mehmed Ayasofya'yı seyir ve temaşa edip dolaşırken (Terler-Direk) denilen yerde bir ilâhi nûr parlar, görüp üzerine vardılar. Gördüler ki ilâhi bir nura bürünmüş bir muhterem vücut kıbleye dönük yatar. Gördüler ki nurlu göğsünde kırmızı su ile (Yâ-Vedûd) ismi yazılmış. Hemen Akfiemseddin, Sivasi Kara Şemseddin ve yetmiş adet evliyaların büyükleri buyururlar ki:

İşte Padişahım, İstanbulun elli günde feth olunmasına sebeb bunlar idi ki, Allah'ın hikmeti ile, İstanbulun fethini ellinci günde rica edip o gün ruhunu teslim eden bu meczubdur ki, evvelce Padişahımıza bildirmiştik, dediler. Hemen bütün bilginler, salihler ve fâdıllar mübarek cesedini yıkamak istediler fakat, Ayasofya'nın (Terler Direk) köşesinden bir ses çıkıp:

Merhum yıkanmıştır. Hemen gömünüz, diye bir nida gelince bütün orada hazır olanlar nefesi kesilerek hayran oldular.

Ondan sonra bütün şeyhler, Yâ-Vedûd Sultan'ın mübarek nâşını tabuta koyup fiehidkapısı'na gömmek isteyip, mecburen tabutu götürenler, kendilerini Eminönü iskelesi'nde bulup oradan bir kayığa binip göz kamaştırıcı şimşek gibi kayık kürek çekmeden, yelken açmadan Ebâ Eyyüb El-Ensâri Hazretlerinin yakınında durdu. Hemen tabut Allah'ın emri ile çıktı. Orada hazır olan bir mezara girdi. Ardı sıra bütün gaziler ve ulemâ varıp işittiler ki, adı geçen mezardan (Yâ Vedûd) adı işitiliyor. Bütün ulemâ, mübarek naşını o mezar içine gömüp gittiler. Onun için o mübarek mezara hâlâ (Yâ Vedûd iskelesi Türbesi) derler."

Hadika Yazarı diyor ki:

"Banisi eş-Şeyh Abd'üv-Vedûd Hazretleridir. Buhara Erenleri ile İstanbul Muhasarası'nda bulunub fetihten sonra Ayasofya'da oturur iken Ayvansaray dışında bir mescid ve zaviye yaptırıp vefatında Fâtih Sultan Mehmed Hân Gazi emriyle zaviyesi civarında defn olundu. Fî 860 (1456)

Sonra hülefâsından Tokmak Dede vakfını tayin eylemiştir ki o dahi yakınında medfundur. Gömülü olduğu mahal hâlâ Tokmaktepe denmekle maruf mezaristandır.

Zamanla mescid harab ve vakfı perişan olmağla Sultan 4. Mehmed'in kızı Hatice Sultan sahil sarayları karşısında yeniden fevkani bir mekteb ile çeşme ve sebil ve mekteb yanında olan Muhammed Ensâri R.A. Hazretlerine türbe yaptırdığı sırada (1123:1711 tarihinde) mescidi dahi yeniden yaptırmıştır. Bu sebepten Sultan Camii denmekle şöhret bulmuştur. Ve 1151 (1738) tarihinde de minber koymuş ve bir çok akar vakf etmiştir."

Hatice Sultan ilk defa Musahib Mustafa Paşa ile ve bunun vefatından sonra 1102 (1691)'de Morali Hasan Paşa ile evlendirilmiştir. 15 R. evvel 1156 (9 Mayıs 1743) tarihinde vefat etmiştir. Kabri, Eminönü'ndeki Yeni Cami Türbesi'ndedir. Oğullan Hasan Bey 1684, Vâsıf Bey 1691, Ali Bey 1694 ve abdullah Bey 1699 da, kendinden çok önce vefat ederek aynı türbenin bahçesine gömüldüler.

Camiin cadde üzerindeki basık kemerli kapısından ve merdivenle küçük bir taşlığa girilir. Bu kapı üzerinde, Selam ün'aleyküm... ayeti kerimesi ve 5 C.âhir 1219 (11 Eylül 1804) tarihi görülmektedir. Mabet, bu tarihte tekrar tamir edilmiş ve şimdiki şeklini almıştır.

Taşlığın sağ tarafındaki kapı türbe kapısıdır. Fevkani olan mabedin bu bodrum katında, kimlere ait olduğu bilinmiyen dört toprak kabir vardır ki yalnız birisinin taşı üzerinde: Mehmed Bin Abdullah 1097 (1685) kitabesi vardır. Bu kat, kesme tafltan yapılmış olup cadde tarafında kemerli üç penceresi mevcuttur.

1974 tarihinde Haliç Köprüsü'nün yapımı sırasında yollar yükseltildiğinden bodrum katı ve dış kapısı çukurda kalmıştır.

Cami tamamen ahşaptır. Üzeri çimento sıvalı minaresi sağda ve sokak tarafında olup mabedin bu taraftaki köşesi içine yerleştirilmiştir. Minarenin kaidesi, küpü ve bodrum katı, devrinden kalmadır. Küp dilimleri üzerinde ufacık kitabeler vardır. Binanın sağ köşesinde istalaktitli bir pah bulunmaktadır. Minberi ahşaptır.

Mecmua-i Tekâya'ya göre cami, bir müddet, âyin günü cuma olan bir Kadiri Tekkesi haline getirilmiştir.

Yâ Vedûd, Allah'ın isimlerinden birisi olup Ey Sevgili anlamına gelmektedir.

Mabedin etrafında hiç ev kalmadığından, cemaat gelemez olmuş ve bu yüzden Temmuz 1990 tarihinde kapanmıştır. Hüzün verici bir durum.

Kaynak: (Gezi notu) (Hadika 1/287) (Danışman, E. Çelebi 1/109) (Ayverdi, Fatih Devri 3/532) (İst. Ans. 1/143-144) (T. Öz. ist. Ca. 1/124) (Mehmed Ağa, Nusretname, Haz. İ. Parmaksızoğlu, S: 298 ve Fihrist) (Ç. Uluçay, Padişahların Kadınları, S: 68) (Si. Osm. 1/31)