Şener Türkmenoğlu, Eyüp – Son Yüzyılın Hikayesi

Gerek arşiv gerekse kitap çalışmalarıyla Eyüpsultan'ın tarihsel ve kültürel yönlerine ışık tutan, gönlünü Eyüpsultan'a adayan araştırmacı – yazar Şener Türkmenoğlu yeni kitabı “EYÜP – SON YÜZYILIN HİKAYESİ” ile semtin hafızasını bir kez daha kayıt altına alıyor.

Eyüpsultan Postası, Şener Türkmenoğlu ile Eyüp Dostları Vakfı’nın yapımını üstlendiği hazırlığı devam eden kitap ve belgesel-film üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

Son Yüzyılın Hikayesi” sizin için nasıl ve ne zaman başladı?

1995 yılı, Eyüp için başlayan “Bir Semte Gönül Vermek” hikayemin başlangıcıdır. Hayaller, arayış, çaba ve sabır insanı er ya da geç hedeflerine ulaştırır diye düşünüyorum. 1998 yılı benim için dönüm noktasıdır.

O tarihte Eyüp'ün son 100 yıllık tarihine tanıklık etmiş eski Eyüplülerin bir araya geldiği Eyüplü Dostların arasına katılma fırsatı buldum. Bu topluluktaki değerli insanlar, Eyüp'te bir dönemin ve bir kültürün son temsilcileriydi. Burada birçok eski Eyüplüyü ve Neşet Güriş gibi çok değerli bir şahsiyeti de tanıma fırsatım oldu.

Anlattıkları karşısında hayrete düşmemek elde değildi. İşte o an anladım ki bu kadar tarihi bilgi, hatıratlar yok olup gitmemeli, kayıt altına alınmalı. 2000 yılında ilk kaydımı Neşet Güriş'le babamın dükkanında yaptım.

O zaman bu hikayenin başlangıcı 2000 yılı diyebilir miyiz?

Evet, 2000 yılında amatörce ilk adımı atılan, bugün “Eyüp'ün Sözlü Tarihi” olarak bir projeye dönüşen bu çalışma, rahmet ve saygı ile andığım Neşet Güriş gibi önemli bir Eyüplü'yle başlamış oldu.

Neşet Güriş eski bir MİT mensubuydu;Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş bu değerli büyüğümüz Eyüpsultan’ın ticari ve sosyal yaşamına dair birçok konuda bizler için kaynak sayılabilecek önemli bilgiler aktardı.

Kendisiyle 10 saate yakın kayıt yaptım, keşke bir 10 saat daha yapsaymışım. O kayıt aslında bu gün Son Yüzyılın Hikayesi dediğimiz projenin başlangıcıymış tabii bunu bugün anlayabiliyoruz. Bu hikaye son bir yıllık çalışma ile bir yayına, bir büyük projeye dönüştü.

KEŞKE TEK DERDİM EYÜP OLSAYMIŞ”

Bundan sonraki süreçte sözlü tarih çalışmalarınız aralıksız devam etti mi?

2002 – 2006 yılları arası da aynı kategoride yaş grubunda 15 – 20 büyüğümle yine aynı formatla çok profesyonel olmayan ama o hafızayı kayda alan çalışmalar yaptım. Bunları yaparken inanın bunu sözlü tarih çalışmasına dönüştüreceğim veya bir kitap haline getireceğim hiç aklımda yoktu.

Tek derdim Eyüp'ün yaşayan tarihinin o güzel insanlarımızla birlikte yok olup gitmemesiydi. 2006'dan sonra bir boşluk oldu ben de hayat şartları, kendi çalışmalarım, sıkıntılar derken bir süre ara vermek zorunda kaldım.

Şu anda üzülerek söylüyorum keşke tek derdim, tek uğraşım Eyüpsultan olsaymış. Bu gün yaptığımın en az beş katını yapardım. 2008 yılında Eyüp Spor’un 90. Yıl belgeselini yaparken 30 değerli şahsiyeti daha kayıt altına aldım. Bu dönemden sonra Eyüp'te bir yaprak dökümü yaşandı ve kayıplarımız oldukça fazla oldu. O zaman anladım ki büyüklerimizin bu kayda alma sürecine ara vermeden devam etmeliyiz.

2012 yılından sonra ise bunun bir sözlü tarih çalışması olmasına karar verdim ve bir sistematiğe oturtarak bu kitabı çıkardım.

Kitabı kaç kişiyle tamamladınız? Bunların arasında halen hayatta olanlar var mı?

Kitapla ilgili istatistikler vermek gerekirse kayıt altına aldığım 120 kişinin yüzde doksan beşi Eyüplü. Ortalama bir rakam verirsek genelde 70 yaş üstü kişilerle görüştüm. Sadece 60 yaşlarında olan 3 – 4 kişi ile görüştüm; fakat onlar da çok önemli ailelerin mensuplarıydı.

Tam saymadım ama bu 120 kişiden 20-25 kişisi maalesef vefat ederek aramızdan ayrıldı. Zaten projenin tam da bu yönden anlamlı olduğunu düşünüyorum. Yaşanananlar kayıt altına alınmalı.

“KİTAPTA MÜTHİŞ HİKAYELER VAR”

Kitabın ismini neden Son Yüzyılın Hikayesi koydunuz?

Aslında bu sözlü tarih çalışmasının bir sloganıydı ama herkes çok beğenince kitaba da ismini verdik. Diğer taraftan kayıtların başlangıçları yaş itibari ile Osmanlı'nın son dönemleri olan 1915, bitiş tarihi ise 1990'lar. Baktığınız zaman Eyüp'ün son yüzyıllık aralığının yaşayanlar tarafından aktarıldığı bir dönem.

Eminim ki birçok ilginç hikayeyle karşılaşmışsınızdır?

Çok müthiş hikayeler var. Özellikle Rami'de Fransızların, Kağıthane'de İtalyanlar, Halıcıoğlu'nda İngilizlerin Haliç su yolunu abluka altına aldığı işgal yıllarına ait ilginç hikayeler var. Yine Atatürk'ün ilk kez 2 Mayıs 1934 yılında Eyüp'e 16 Mart Şehitleri için geldiği o günü daha dünmüş gibi hatırlayıp anlatanlar var. Bunlardan biri de Sabahattin Selışık.

Bir gün Sabahattin Amca çember çevirmekten yorulmuş bir şekilde arkadaşlarıyla akmayan bir çeşmenin kenarında dinlenirken bir araba geliyor. İçinden büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve Başvekil İsmet İnönü çıkıyor.

16 Mart Şehitlerine doğru yürüyorlar orada dua ettikten sonra tekrar arabaya binip Silahtar tarafına gidiyorlar. Bunun gibi Atatürk'ü görmüş Bursa'da, Ankara'da yaşayıp sonra Eyüp'e yerleşen 15 – 20 kişi daha var.

“BU KİTABIN GERÇEK SAHİPLERİ ANLATICILARIDIR”

Kitabın tanıtımını ne zaman gerçekleştireceksiniz?

Kitabın tanıtımı 12 Mayıs 2018 tarihinde Maslak Tim Center'da yapılacak. Bu gece için aynı zamanda 1 saat 10 dakikalık film formatında bir belgesel hazırlanıyor. Burada şunu söylemek isterim ki Eyüp Dostları Vakfı kitabın yayın ve belgesel kısmında proje ortağı oldu.

Desteklerinden dolayı kendilerine çok teşekkür ediyorum. Aslında 1500 kişinin davetli olduğu bu gala gecesi bir anlamda da tarihin en büyük Eyüp buluşması olacak. Akademisyenler, sanatçılar, yazarlar vs. Eyüp'ün bütün renkleri o gece orada olacak.

Ama asıl önemlisi bu projenin gerçek sahipleri, kitabın anlatıcıları bu özel gecede bir araya gelecek. Çünkü bu kitabı en çok hak edenler, en çok görmesi gerekenler anlatıcılar. Bu kitabı ve geceyi onların görmelerini her şeyden çok istiyorum.