Renk ve kayalarla uğraştığı için Levnî lakabıyla anılan Abdülcelil Çelebi, Edirne’den İstanbul’a gelmiş ve Nakkaşhane’ye girerek burada sanat öğrenmiştir. Buradaki eğitimden sonra Nakkaşhane’de izinle üstad olup sanatkar yetiştirmiştir. Abdülcelil Çelebi için, aynı devirde yaşamış olan, Ayvansarayî Hâfız Hüseyin Efendi şu bilgiyi vermiştir:

“Edirne’den gelip İstanbul’da ilk önce nakkaş şâkirdi olup Nakkaşhane’de izinle san’atında üstad olup sonra saz kavline yani tezhib ile saz işlemek sanatına nail olup bir müddet sonra musavvirliğe (ressamlığa) heveskâr ve bu vadide akranlarına üstün gelip Sultan I. Mahmud Hanı Gazi ailesine kadar mücessem tasvirler zuhûr etmezden evvel cümleden serfiraz musavvir bunlar idi.”

Tarihinin karşılığı olan 1145 (1732) tarihinde vefat etti. Küçük şahidesi Otakçılar’da, Aşhane sokağı üzerinde, Abdurrahman Şeref Bey Caddesi karşısında ve sokak üzerinde bulunan Ak Türbe’nin sol tarafında ve mezarlık duvarının hemen ortasında idi. 1980’li yıllarda yok olmuştur. Hassa ressamı olan Levnî Çelebi’nin şiirleri ve başka eserleri vardır. İnsan resmi yapmakta mahirdi. Bu zatı ilk defa bize Elvahı Nakşiye Koleksiyonu isimli eseriyle Halil Edhem Bey tanıtmıştır. Bu eserde Levnî’nin elindeki bir gülü koklayan Bursalı Yusuf Bey isminde bir genç görülmektedir.

Levnî, şehzadelerin sünnet düğünleri münasebetiyle Sultan III. Ahmed, Veziriazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın, Sultan II. Mustafa‘nın resimlerini, kadınlardan mürekkep bir fasıl heyetini, bir Türk kızının iç kıyafetiyle bir Türk hanımının dış kıyafetini havi ve daha çok bu şekil resimler yapmıştır. Ayrıca Âşık Ömer’in de resmini yapmıştır. Sarayın başressamı idi.

Ünlü bir minyatür sanatkârı olan Levnî sünnet düğününü anlatan Sûrnâme’ye 137 minyatür yaparak bu sahadaki ustalığını ortaya koymuştur. Bu düğünü zamanın meşhur şairlerinden Vehbi Efendi bütün ayrıntıları ile günü gününe yazmış, Levnî ise resimlemiştir. O devrin giyim kuşamını, eğlencelerini, geleneklerini, musiki fasıllarını, esnaf zümrelerini ve bunların çeşitli özelliklerini, daha pek çok unsurlarını bütün teferruatıyla işleyen minyatürlerinin hepsi imzalıdır. Levnî’nin mutlak surette öğrencileri varsa da, bunların henüz eserleri ele geçmemiştir.

Levnî’nin yine sanat değeri çok yüksek olan tabloları iki albüm hâlinde toplanmıştır. Birisi 9 öteki 46 resmi ihtiva eder. Bunlardan 44 tanesi imzalıdır. Topkapı Sarayı Resim Galerisi’nde sergilenmektedir.

Levnî’nin olduğu söylenen bir de padişahlar albümü vardır.

Levnî’nin minyatürlerinde zamanın resim anlayışını aşan özellikler vardır. Seçtiği konularda renk uyumu, hareket kıvraklığı değişik özellikler gösteren yüz ifadeleri ilgi çekicidir.

Levnî hem aruz hem de hece ile şiirler yazmıştır. Hece ile yazdıklarında başarılıdır. Onun atasözlerini nazma işleyerek söylediği uzun bir destan, kendinden sonraki saz şiirinin klasik örneklerinden olmuştur.