Tanınmış şair ve edip. 1885 tarihinde Bağdat’ta doğdu. Soyu baba tarafından Alusîzadelere, anne tarafından Kahyazadeleredayanır. Babası Arif Hikmet Bey kaza kaymakamlıklarında bulunduktan sonra Fizan müsteşarlığından emekliye ayrıldı.

Ahmed Haşim Bey’in ilk eğitimden sonra 1896 yılında İstanbul’a geldiği zaman Türkçe konuşamadığı söylenir. Sırf Türkçesini ilerletmek için Numunei Terakki Mektebi’ne girdi. Oradan Galatasaray Lisesi’ne geçti. 1907’de bunu bitirerek memuriyet hayatına atıldı. Reji’de çalıştı. Daha sonra İzmir Sultanîsi’nde edebiyat ve Fransızca hocalığı yaptı.

İki yıl sonra da Maliye Nezareti’ne girdi ve burada mütercim oldu (1909). Buradan da Duyuni Umumiye’ye geçti. Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Mülkiye’de Fransızca hocalığı yaptı.

Ahmed Haşim Bey Galatasaray’da okuduğu sıralarda Hamdullah Suphi Tanrıöver, Emin Bülend, İzzet Melih (Devrim) ve Abdülhak Şinasi gibi Türk edebiyatının büyük isimleri ile tanıştı. Ahmed Hikmet Bey (Müftüoğlu) ise onun hocası idi. Ahmed Haşim Bey ilk şiirlerini Galatasaray lisesi öğrencisi iken Mecmuai Edebiye’de yayınladı. Daha sonra Resimli Kitap ve Serveti Fünun dergilerinde yazmaya başladı.

Hürriyetin ilanından sonra 10 Kasım 1908’de ilk sayısı yayınlanan haftalık edebiyat dergisi Aşiyan, Ahmed Haşim’e de bir köşe açtı. Burada Tevfik Fikret, Faik Âli, Tahsin Nahid, İsmail Safa, Hüseyin Siret, Hüseyin Cahit (Yalçın) ile tanıştı.

İzmir Sultanîsi’nde Fransızca öğretmenliği yaptığı sırada Fecri Ati topluluğu kuruldu. Bu topluluğa katılan şair, yazdığı şiirleri de Rübab dergisine gönderiyordu. Bu sırada Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile sıkı bir dostluk kurdu.

Ahmed Haşim Bey 4 Haziran 1933 tarihinde ve 48 yaşının içinde vefat etti. Kabri, Eyüp Sultan’da Piyerloti yokuşunda sol tarafta, Mareşal Fevzi Çakmak’ın kabri yakınındadır.

Ahmed Haşim Bey, Türk edebiyatına az fakat öz eserler vermiştir. 1921’de yayınlanan Göl Saatleri ve

1926’da yayınlanan Piyale’si onun ne kadar duygulu olduğunu gösterir Ahmed Haşim aynı zamanda düz yazıda da büyük bir usta idi. Gurabahanei Lâklâkan (1928), Bize Göre (1928) ve Frankfurt Seyahatnamesi (1933) adlı üç eseri şiirleri kadar başarılır.