Çengeloğlu Tahir Paşa diye meşhurdur. Karadenizlidir. Cezayiri Garp ocağında yetişmiş, Çengeloğlu Halil Kaptan’ın gemisinde uzun müddet gezip “fenni deryayı tahsil” eylemiştir. Sonra Halil Kaptan’a damat oldu ve İstanbul’a gelerek tersanei âmireye girdi.

Kısa bir zamanda akranları arasında bilgisi, cesareti ve atılganlığı ile dikkati çekti. Kaptanı hümayun ve arkasından mirimiran rütbesiyle kadri yüceltildi. 1827’de Mora ihtilali sırasında Türk filosu başbuğu olarak vazifelendirildi. Bu muharebede, kendi görüşü kabul edilmediğinden Mısırlı İbrahim Paşa yüzünden Navarin’de yenilgiye uğranıldı. Çengeloğlu dirayeti ve büyük komutanlık meziyeti sayesinde birkaç hafif tekneyle muhasara altından, yanan gemilerin ve korkunç ateş tufanının arasından başarıyla kurtulabildi.

1242’de (1826/27) Tophane’ye memur olarak topçu ve top arabacı başılığa tayin edildi. 1244’de (1828) patrona olup Rusya harbinde bulundu. 1246’da (1830/31) topçu feriki oldu. 23 Cemaziyelahir 1248’de (17 Kasım 1732) vezaretle kaptanıderya olup 1252 Muharreminde (Nisan 1836) Trablusgarb’da hizmette bulundu. O sene Şabanın birinci gününde (11 Kasım 1836) Tophane müşiri oldu. Zilhiccesinde (Mart 1837) Trablusgarb’dan gelip 1253 Rebiyülahirinde (Temmuz 1837) bu vazifeden ayrıldı. O sene Zilhiccesinin sekizinde (5 Mart 1838) Meclisi Vâlâ azası oldu. 6 Safer 1252’de (30 Mart 1841) ikinci defa kaptanıderya oldu.

9 Muharrem 1259’da (9 Şubat 1843) ayrıldı. 1261 Zilkadesinde (Kasım 1845) Edirne valisi oldu. 1263 Rebiyülevvelinde (Şubat 1847) istifa etti. O sene Recebinde (Haziran 1847) Bosna valisi olup 1263 Şabanında (Ağustos 1847) vefat etti. Naaşı İstanbul’a getirilip Eyüpsultan Emniyet Amirliği’nin sol tarafındaki aile haziresine defnedildi.

Tahir Paşa akıllı, tedbirli ve şecî bir zat idi. 19. yüzyılda İmparatorluğun muhtelif sahalarında batılılaşma hareketini Tahir Paşa Bahriye’de büyük bir anlayış ve vukufla idare etmiştir.

Aşağıdaki yazı Abdurrahman Şeref Bey’in Tarih Söyleşileri adlı eserinden alınmıştır:

“Tahir Paşa, geçen yüzyılda yetişen deniz kuvvetleri ileri gelenlerinin en başında yer alır. Güçlü, çok sert, kan dökücü, çalışkan, şakaya gelmez, Türk donanmasını Avrupa donanması kertesine yükseltme ülküsünün gerçekleşmesi özverisinden hiçbir ödün vermez, hiçbir yardımı esirgemezdi. Çözümü zor konularda büyük tedbirlere girişerek gereğini kimseye danışmadan korkusuzca yapardı. Zekâ, cesaret ve yiğitliği ile devlet işlerinde söz sahibi olmuş, çevreyi yıldırmıştı. Eğitim konusunda deniz eratına göz açtırmazdı. Dayağını yemeyen yoktu. Örneğin, bir kalyonun filân direğinin filân yelkeni sefer sırasında parçalansa, onu çıkararak yerine anbardan yenisini getirip yerleştirmek İngiliz donanmasında on beş dakikada yapılıyorsa bizde de aynı sürede yapılması için er ve subayların canlarını çıkarırdı. Eşit güçteki İngiliz donanması ile savaşabilmek ülküsünü buyruğundakilere her zaman aşılıyordu.”