Asıl adı Hüseyin’dir. Enderun’un hazine koğuşuna girdi. Peşpeşe yaşadığı üç aşk yüzünden Enderun’dan ayrıldı (1784). 12 yıl İstanbul’un meyhane köşelerinde, sokaklarda serseri ve sıkıntılı bir hayat geçirdi. III. Selim’e ve devrin ileri gelenlerine sürekli kasideler yazarak hâlini duyurmaya çalıştı. Bir süre sonra Halep defterdarlığında teftiş memuriyetine geçti (1795). Hakkındaki şikâyetler Rodos’a sürgün edilmesine sebep oldu. Orada Reisülküttab Ratib Efendi’nin idamına şahit oldu. Bu durumdan çok müteessir olan şair bir süre sonra kör oldu. İstanbul’a döndü. Hastalandı ve 1810 yılında öldü. Mezarı Eyüp’tedir.

Eserleri devrinin hayat manzaralarını yansıtır. Döneminin İstanbul Türkçesi’nin renkli anlatımını yalın ifadesiyle eserlerinde kullandı. Şehrengiz türünde yazdığı eserlerle şöhret buldu. Divan şiirinin son güzel seslerinden biri olarak Nedim’i hatırlatır.